Yol Testi | Audi RS3

Daha fazla güç ve yeni bir gövde tipi… Audi Sport’un makyajlı RS3 çözümüyle tanışın.

Ne zaman oldu emin değiliz ama eskiden bir Audi’nin arkasında ‘RS’ logosu gördüğünüzde, o dönem sunulan birkaç performans makinesinden biriyle karşılaştığınızı anlardınız. Şimdilerde ise iki harf koca bir alt markayı temsil eder oldu.

Bu geçişin 1999 yılında gerçekleştiğini düşünüyoruz. Zira o yıl B5 gövde RS4 Avant’ın, RS2 Avant’a halef olarak yollara çıktığını biliyoruz. O dönemde eski adıyla Quattro GmbH olarak bilinen ve Audi’lerin hızlı gitmesini sağlayan departmanın model çeşitliliği oldukça kısıtlıydı. Fakat yıllar birbirini izledi ve Audi Sport adıyla tanımaya başladığımız alt marka, tabiri caizse aldı yürüdü.

Bu değişimin en önemli noktalarından bir diğeri de 2009 yılında tanıtılan TT RS modelidir. Zira bu otomobil Audi Sport’un Neckarsulm tesisinde üretilen ilk RS olma unvanına sahiptir. 2012 yılına gelindiğinde model sayısı beşe yükselmiştir. Bugünkü olayımız ise Audi Sport’un birçok modelinin başlangıcını temsil eden RS3.

2015 yılında MQB platformuyla birlikte tamamen yenilenen RS3 geçtiğimiz dönemde etkili ve mantıklı bir makyaj operasyonundan geçirildi. Bazı tasarımsal detayları yeniden ele alınan otomobilin tamamen yeni ve tamamen alüminyum bir motora kavuşması büyük bir olay. 400 bg’lik beş silindirli canavar sektörün bu bölümündeki en yüksek güç noktalarından birini tutmuş durumda.

Gelelim makyajın bir diğer yeniliğine: Eskiden Sportback isimli beş kapılı gövdesiyle yaygın olan Audi RS3, artık sedan gövde tipiyle de sunuluyor. Görünmeyen yerlerindeki birçok mekanik unsuru kardeşiyle aynı olsa da, sedan gövdenin yazımızın devamında bulabileceğiniz bazı farklılıkları yok değil.

TASARIM VE MÜHENDİSLİK 

Audi markası mega hatch kavramının doğuşunu gerçekleştirdiğini söylese, haksız sayılmaz. Orijinal Audi RS3 Sportback, 300 bg bandını 2011 yılında aşarak önemli bir iş başarmıştı. O zamandan bu yana segment ciddi bir ilerleme kaydetti ve RS3’ün özellikle motoruyla ilgili gücü eskisi kadar iddialı görünmemeye başladı.

Örneğin Ford Focus RS’te akıllı bir kavrama teknolojisi vasıtasıyla tork vektörleme sistemi yer alıyor. Mercedes-AMG A45 ise opsiyonel olarak sınırlı kaydırmalı diferansiyel sunuyor. RS3 ise halen Haldex tipi dört tekerlekten çekiş sistemiyle yürüyor ve ihtiyaca bağlı olarak ön ve arka akslar arasında tork dağılımı yapabiliyor. Bazı sürüş programlarında arkaya tork yollama eğilimi yükselen otomobil fren temelli tork vektörleme teknolojisi ise gövdenin sağı ve solu arasındaki dengeyi elinde tutmaya çabalıyor. RS3’ün tamamen alüminyumdan üretilen 2480 cc’lik beş silindirli motoru yürüyen aksamla ilgili küçük açıkları kapatmak için harika bir detay. Demir bloklu seleflerinden 26 kg daha hafif olan yeni ünite 5850 d/d ile 7000 d/d arasında 400 bg güç, 1700 /d ile 5850 d/d arasında 480 Nm tork üretiyor. Bu verilerin tekerleklere akışı ise yedi ileri çift kavramalı şanzımana emanet.

Sedan ya da Sportback fark etmeksizin, Audi Sport’un süspansiyon sistemi üzerindeki iyileştirmeleri birebir aynı. 25 mm alçaltılan gövdelerin ön iz açıklığı 20 mm, arka iz açıklığı ise 14 mm artırılmış. Fakat sedan gövdenin beş kapılı kardeşine kıyasla küçük avantajları yok değil. Örneğin 12 mm daha alçak olan tavan sayesinde ağırlık merkezi biraz daha aşağıya çekilmiş. Kardeşinden daha uzun olan sedanın minik dezavantajı ise 5 kg daha ağır olması. Her iki RS3 modeli de standart olarak 19 inçlik jantların üzerinde ve değişken oranlı pasif direksiyon sistemiyle birlikte geliyor. Değişken genişlikteki forged 19 inçlik jant opsiyonunun bir ilginç detayı var: Bu opsiyonu satın almanız halinde ön lastikler arkalardan daha geniş oluyor. RS sport yaylı adaptif süspansiyonlar, karbon seramik frenler ve RS sport egoz sistemi ise bazı diğer opsiyonel donanımlar. Test otomobilimizde adaptif süspansiyon sistemi hariç bütün opsiyonlar mevcut. 1567 kg’lik ağırlığı ile geçen yıl test ettiğimiz Ford Focus RS’ten 13 kg daha hafif olan otomobilin ön:arka ağırlık dağılımı ise 58:42 ki bu veri de Focus’tan daha başarılı.

İÇ MEKAN 

Audi RS3’ün kabinindeki temel detaylarda ciddi bir değişim yok. Ne de olsa bir gövde yenileme operasyonundan değil, makyajdan söz ediyoruz. Yine de kabinde biraz daha fazla donanım ve tasarımsa manada biraz daha fazla ‘hayat’ var. Tabii bunda RS Design Pack isimli opsiyonel donanımın etkisi olduğu bir gerçek. Koltuklardaki kırmızı dikişler, emniyet kemerlerinin uçlarındaki kırmızı detaylar, hava çıkışlarının kırmızı çerçeveleri ve  RS3 logolu paspaslar bu paketin önemli içeriksel detayları… Şayet farklı bir markanın, standart versiyonu 20.000 sterline satılan, bir performans modelini inceliyor olsaydık, iç mekan kalitesi konusunda ince eleyip sık dokurduk. Fakat konu Audi olunca, bu bahiste oldukça mutluyuz çünkü A3’ün en standart haliyle bile ortalamanın üzerinde bir kabin kalitesi sunduğu malum. RS3’e döndüğünüzde ise alkantara kaplamalardan deri döşemelere, parlak metal pedallardan panel boşluklarına kadar hemen her detayın ambiyansı yükselttiğini görüyorsunuz.

Kontrollerle aranızdaki mesafe biraz uzak kalıyor ve bir performans otomobili için azıcık yüksekte oturuyorsunuz. Bir hatchback’te bu tarz ergonomik problemler kabul edilebilir fakat sedan müşterilerinin ergonomi konusunda daha takıntılı olduğu bir gerçek.

Arka koltuklar çocuklar ve ergenler için gayet yeterli olsa da, tam boy yetişkinler burada uzun süre yolculuk etmek istemeyecektir. Bagaj bölümüne geçtiğinizde yükleme alanının 170 mm derinleştiğini görüyorsunuz fakat derinliği 430 mm olan bu kısım bir sedan için görece kısıtlı bir hacme sahip: 315 litre. Örnek vermek gerekirse, Jaguar XE’nin bagajı bundan tam 140 litre daha geniş.

PERFORMANS 

Geçtiğimiz aylarda yaptığımız bir karşılaştırmada, Audi RS3 Sportback’in 0-100 km/s hızlanmasını 4.0 saniye bandının altında tamamladığına şahit olmuştuk. Yakıt deposunu doldurduğumuz ve iki kişi ile çift yönlü kalkış yaptığımız sedan test aracımız ise bu bandın hafifçe üzerinde kaldı. Yine de 3.96 saniyelik en iyi 0-100 derecemizin gayet etkili olduğunu söyleyebiliriz.

İncelediğimiz otomobilin kompakt, pratik ve ulaşılabilir bir performans aracı olduğunu düşününce, RS3’ün gücüne, torkuna ve devirlenme iştahına hayran kalıyoruz. Motor o kadar iyi ki, böylesi bir değerin bu sınıf için fazla geleceğini düşündüğümüz anlar dahi oldu. Buna bir de iyi bir aktarmayı ve iyi bir şanzımanı ekleyince, düzlük performansı konusunda 10 yıl önceki süperspor sahiplerinin dahi zor gördüğü bir durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz.

15.000 sterlin daha ucuz, yaklaşık 100 bg daha güçsüz olmasına karşın, Audi RS3 sedanın 0-100 hızlanması konusunda Alfa Romeo Giulia Quadrifoglio’yu geride bırakabilmiş olması muhteşem. Otomobilleri yan yana koyduğunuzda, yaklaşık 150 km/s bandına kadar önde giden Audi’nin geride kalabilmesi için, Alfa’nın tam 400 metreye ihtiyacı oluyor.

RS3’ün az önce bahsettiğimiz şovu yapabilmesi için kusursuz bir kalkışa ihtiyacı olduğunu belirtelim. Tabii dört tekerlekten çekiş sistemi ve pürüzsüz geçişler yapabilen çift kavramalı şanzıman bu konuda büyük destekçiniz olacaktır. Aynı şanzıman hızlı girdiğiniz ve frenajı apekse kadar uzattığınız sürüşlerde de oldukça faydalı oluyor. Manuel modda kulakçıklara verilen tepki azıcık geç olsa da, şanzımanın Sport moduna diyecek bir şey yok.

RS3’ün fren pedalı tepkileri o kadar agresif ki, bu detayı negatif bir not olarak değerlendirmek mümkün. Öyle ki, fren pedalına alışmadan etkili pist sürüşleri yapmak neredeyse imkansız. Bunun bir diğer sıkıntısı da, sisteme alışana kadar, dur kalk trafikte kendinizi ve yolcularınızı rahatsız edebilecek frenajlar yapmanız.

Olsun, RS3’te böyle bir motor varken otomobilin sırtı kolay kolay yere gelmez. Ya da şöyle diyelim: Performans başlığımızda en son ne zaman beş yıldızlı bir otomobil gördünüz? Tebrikler Audi.

SÜRÜŞ VE YOL TUTUŞ

Audi RS3 Sportback’i ilk kez iki yıl önce deneyimlemiştik ve makyaj operasyonundan sonra otomobilin dinamik potansiyelini hakkıyla ortaya koyup koyamayacağını merak ediyoruz. Ne var ki, şu anki test aracımızın sedan oluşundan kaynaklı küçük farklılıklar ve bazı donanımsal ekstralar birebir mukayese yapmamıza engel oluyor. Örneğin 2015’teki test aracımızda adaptif süspansiyonlar varken, bugünkü otomobilimiz standart süspansiyon sisteminin üzerinde yürüyor. Donanımsal eksikliği otomobili sürüş keyif bakımından çok da geriye götürmüyor zira RS3’ün fazlasıyla sert olan standart süspansiyonlarının pürüzlü zeminlerdeki sportif sürüşlerde çok da büyük bir probleme dönüşmediği söylenebilir. Özellikle yeni motorun sağladığı destekle beraber, iki otomobilin pratik karşılaştırması o kadar da mantıksız görünmemeye başlıyor.

Az evvel bahsettiğimiz agresif ve sert tutunma karakteri özellikle arkadaki yolcuların söylenmesine sebebiyet verebilir. Öte yandan, pürüzsüz asfalta sahip olan yüksek hızlı rotalarda otomobilin zeminle birlikte nefes alıp vermeye başladığı ve dinamik kabiliyetlerini derinleştirdiği hissediliyor. Yine de, zeminin bozulmaya başlamasıyla beraber, otomobilin dengesini baltalayıcı bazı istenmeyen tavırlar ortaya çıkıyor. Şayet sürüş yapmaktan hoşlandığınız yerlerdeki zemin kalitesi problemliyse ve bir Audi RS3 almaya niyetliyseniz, otomobile kesinlikle adaptif süspansiyon opsiyonunu ekleyin deriz. Otomobil çizgisini bulduğunda, yanal tutunma kuvvetleriyle şaşırtan bir sürüş karakteri buluyorsunuz. Tamam, tutunma karakterinin az evvel bahsettiğimiz açıkları halen ortada olsa da, tutunma becerisine diyecek bir şey yok. Ayrıca direksiyonun ilk birkaç derecedeki hassasiyeti biraz daha fazla olsaydı, gövdenin sert ve keskin karakteriyle yön değiştirme biçimi biraz daha organikleşebilirdi. Bir başka detay ise, direksiyonun az evvel bahsettiğimiz karakteristik yanından dolayı pürüzsüz zeminlerde dahi otomobili çizgiye oturtmanın o kadar da kolay olmayışı… Fakat genel olarak RS3’ün girdilerinizi yanıtlamak için iştahla öne atıldığı ve hiper enerjik tepkiler verdiği söylenebilir.

SATIN ALMA VE YÜRÜTME 

RS3’ün sürüş incelemesi boyunca gerek performans açısından, gerekse tutunma limitleri açısından sınıfı aşan bir beceriden bahsettiğimizi yakalamış olmalısınız. Evet, Audi RS3 elden geçirilen versiyonu ile kendi sınıfından beklenmeyecek türden performans detayları sunuyor. Elbette bunun bir bedeli var ve Audi bu bedeli fiyat listesinde ön plana çıkarmaktan çekinmiyor. Öyle ki, burada ateşli hatchback segmentinin cepleri en çok yakan modelinden söz ediyoruz.

Fakat detaylara eğildiğinizde RS3’ün, özellikle sedan gövdesi ile, finansal açıdan o kadar da mantıksız olmadığını görebilirsiniz. Otomobilin performansı, kalitesi ve kullanışlılığı bir araya geldiğinde, üst sınıflardaki birçok pahalı otomobili görmezden gelebileceğiniz bir tablo ortaya çıkıyor. Ayrıca Audi’lerin değer kaybı konusunda oldukça cimri olduğunu da hatırlamak gerek.

Değer kaybı demişken, otomobilinizin bir sonraki sahibine acımasız davranmak istiyorsanız Virtual Cockpit isimli dijital gösterge panelini, 3D haritalar sunan MMI Navigation Plus donanımını ve Audi’nin bağlantı teknolojilerini satın almanızı öneririz. Adaptif süspansiyonların standart olmayışı biraz üzüyor ama çok takılmayın ve bu kutucuğu da işaretlemeyi ihmal etmeyin.

KARAR

İki yıl önce test ettiğimiz Audi RS3 Sportback’i dört yıldızla puanlamış ve bazı eksikliklerine karşın otomobilin segmentindeki en keyifli seçeneklerden biri olduğunu ifade etmiştik. Bugüne döndüğümüzde RS3 için aynı yorumu yapmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Audi’nin RS3’ü konumlandırdığı fiyat bandında çok ciddi bir rekabet söz konusu. Bu yüzden otomobilin kendisini kanıtlaması gereken çok fazla alan var. İki yıl önce beş silindirli motor birçok açığı kapatıyordu fakat o zamandan günümüze oyun çok ciddileşti ve her şeyi beş silindirli motordan beklemek yetersiz bir hal aldı. Bu yüzden RS3’ün dinamik kabiliyetler konusunda ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Yine de, dinamik açıklara rağmen, beş silindirli motorun muhteşem sesi eşliğinde ciddi bir performansı deneyimlemek harika. Umarız ilerleyen dönemde bu motorun yanına koyulabilecek bazı güzellikler ortaya çıkar.

SEVDİK  

Ciddi performans

Beş silindirli motor harika

Kaliteli ve donanımlı kabin

SEVMEDİK

Agresif tutunma karakteri

Fazla sert süspansiyonlar

Hiper tepkili ve hissiz kontroller

 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir