Test Range Rover Sport SVR

Bir Ağustos sabahı, hava sıcak ve yine Borusan Otomotiv’den bir test otomobili teslim alma zamanı. Çok sevdiğim R56’mı park ediyorum ve sessizce beklemedeyim. Uzaktan gelen gürleme seslerinden anlıyorum, “evet bu o olmalı”. Füme renkli bir Range Rover Sport önüme park ediyor. Dışarıdan bakıldığında bunu dizel bir Sport’tan ayırt etmek için bu işin meraklısı olmanız şart. Çamurluk üzerindeki havalandırma çıkışları, daha geniş hava yarıklarına sahip ön tampon, splitter, siyah radyatör ızgarasıyla SVR kendini dışa vuruyor. Arkadaysa XPipe egzoz sisteminin dört adet çıkışı ve difüzör ilk gözüme takılan farklılıklar. Ve tabii bagaj üzerindeki SVR logosu…Oldum olası iri kıyım SUV’lerden pek haz etmesem de bu şey çok farklı hissettiriyor. 22 inçlik jantların arkasındansa Brembo fren kaliplerleri el sallıyor.

img_5304

SVR’a binmek değil, “tırmanmak” gerekiyor. Hele ki benim gibi 1.70 boyunda minyon bir insansanız komik görüntüler ortaya çıkabilir; neyse ki Land Rover yetkilileri burada da şımartıcı bir donanım koymayı akıl etmiş ve otomatik gelen yan basamaklarla iniş binişleri epey kolaylaştırmış. Kapıyı kapatıyorum; kapı içlerine, kokpite, orta konsola, koltuklara dokunuyorum. Her yerde gerçekten çok çok iyi seviyede deri malzemelere ve de gerçek karbon kaplamalara yer verilmiş. Burada kendinizi seçkin hissetmemeniz mümkün değil. Tabii standart bir Range’ten farklı olan yegane unsur, süpersporlarda görebileceğiniz türden spor koltuklar ve rahatlıktan ziyade sürücü ve yolcuyu sımsıkı sarmak için buraya yerleştirilmişler.

img_5309

Kokpitte kullanımı zor tek öğe olarak gözüme cam kumandaları takılıyor, çünkü gerçekten alışılmışın dışında bir yerde ve yüksekteler. Bunun dışında multi medya sisteminin özellikleri ve çözünürlüğü (kameranın dahil) bu fiyat seviyesindeki bir otomobil için daha iyi olabilirdi. Neyse ki tamamen dijital olan gösterge tablosu özenle tasarlanmış ve takibi keyif veriyor. Yaşam alanının genişliği içinse söylenebilecek pek bir şey yok, önde de arkada da diz, baş ve omuz mesafesi gayet cömert.

img_5289

Tüm bu dediklerimin farkına varmak aslında akşam saatlerini bulmuştu. Çünkü sürücü koltuğuna geçtiğim andan itibaren akşama kadar aklımdaki tek sorunun cevabını bulmaya çalıştım; SVR gerçekten dünyanın en hızlı SUV modelleri kulübünde olmaya layık mı?

img_5331

Kağıt üstündeki verileri boşverin ama SVR, sürücüsünde bıraktığı hislerle delirmiş mühendislerin ortaya çıkardığı bir mutant izlenimi veriyor. Devasa kaputun ardındaki motor da bir o kadar devasa. Süperşarjlı makine tam 5,0 litrelik silindir hacmine sahip ve 550 bg güç ile 680 Nm tork üretiyor. Sakin kullanımlarda huzur verici bir hırıltıyla çalışan motor, yüksek devirlerde çılgına dönüyor ve yeri göğü yırtıyor. 55 mm’den 60 mm’ye çıkarılan egzoz borularında 3000 d/dak üzerinde ses iyice artıyor. Üstelik orta konsoldaki tek bir tuşla tüm dizginlerinden kurtulan egzoz sistemi her devirde, her hızda farklı notalarla şarkı söylüyor. Tabii bu şarkının dışarıdan nasıl duyulduğunu tahmin edemezsiniz, yoldaki genç, yaşlı herkesi derinden etkileyen ve hatta korkutan metalik bir sesten bahsediyorum. Dahası gece karanlığında egzoz çıkışlarından zaman zaman mavi alevler de yükseliyor.

img_5320

Bu satırları okuyan herhangi biri, bir sporcudan bahsettiğimizi düşünecek, fakat karşımızda tam 2,3 ton ağırlığında koca bir aygır var. Motorun ipeksi karakteri gerçekten takdire değer ve her devirde dolu dolu, hiç nefesi kesilmeyecekmiş gibi. Otomobilde asfalt kullanımları için General ve Dynamic modları dışında Çim/ Kum/Kar/Çamur/Kaya şeklinde off-road modları bulunsa da bizi şu anda Dynamic modu ilgilendiriyor.

img_5312

Dynamic modundaysa SVR iyice hırçınlaşıyor ve 8 ileri vitesli otomatik şanzımanın geçiş hızı önemli derecede artıyor. Manuel modda bir miktar gecikme yaşasa da işini iyi yapan şanzımanla motor uyumu sorunsuz. Adaptif süspansiyon sistemiyse 22 inçlik jantlara karşın konfor seviyesini maksimum düzeyde tutuyor.

img_5292

Üstelik arazi kullanımları için de karoser yüksekliği ayarlanabiliyor. Direksiyon sistemi biraz ruhsuz olsa da çok hızlı çalışıyor; gövde salınımlarıysa koca bir SUV için ortalama seviyede ve dört tekerlekten çekiş sistemi, elektronik destekli diferansiyel kilitleriyle sürekli olarak izinde tutmak için elinden geleni yapıyor; çok zorlandığında ilk önce arkadan, sonra dört tekerlek üzerinde kayma eğilimine giren SVR’ı izine döndürmek kolay.

img_5300

Bu koca ayağı durdurma görevini üstlenen Brembo fren sistemi 6 pistonlu ve ısınsa dahi (ki ısınması da oldukça zor) frenleme performansı kolay kolay düşmüyor ve ani frenlemelerde dört tekerleği birden zamk gibi yapıştırıyor.

Sürüş dinamikleri dışında her şeyiyle gerçek bir sporcu olan bir SUV için söylenebilecek çok fazla bir şey kalmadı; bence tam anlamıyla deli işi. Bu arada; tüketim mi? Boşverin.

YAZI:KEREM TOKMAK

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir