Sürüş İzlenimi | Opel Insignia GSi

Opel’in 90’lı yıllarda ortaya çıkardığı GSi takısı, uzun bir süredir yerini OPC’ye bırakmıştı. Bakalım geri dönen GSi, Insignia’da ne kadar büyük değişikliklere yol açmış?

90’lı yıllar bazı otomotiv firmaları için altın çağ olarak adlandırılabilecek kadar parlak geçti. Çılgın Japon otomobilleri ve Fransız hot-hatch’leri ortalığı kasıp kavururken Opel de Almanya’nın bu dönemdeki en gözde otomobillerini üretti. “Grand Sport Injection” cümlesinin kısaltılmış versiyonu GSi takısıyla üretilen hızlı Opel modelleri, rakipleriyle büyük rekabet içerisindeydi. Yıllar yılları kovaladı ve milenyuma ulaştık. Her şeyde olduğu gibi otomotiv sektörü de evrildi ve hisli sürücü otomobillerinin yerlerini daha elektronik buna karşılık daha performanslı ve güvenli araçlar aldı. Opel bu duruma pek iyi ayak uyduramadı ve firma her yılı zararla kapatmaya başladı. GSi’ların yerini OPC’ler alsa da eskisinin yerini tutamadı. İlk olarak Amerikan General Motors Grubu’na satılan firma, son olarak Fransız PSA Grubu’ndaki yerini aldı. Grandland X ve Crossland X gibi SUV’lerle PSA’nın etkisi görülmeye başlansa da GM izleri de hala tam olarak silinmiş değil. Bu sayfalarda toplanma sebebimiz de bu izlerden biri.

İkinci nesliyle üretim bandında yer alan Insignia, Opel’in GSi geri dönüşünden nasiplenen ilk otomobil oldu. 2.0 litre hacme sahip benzinli ve dizel motorlarla satın alınabilen otomobil, eski hızlı Opel’leri anımsatıyor. 2.0 litrelik benzinli ünite, 260 bg güç ve 400 Nm tork üretiyor. Dizel motorla test etme şansı bulduğumuz GSi’ın kaputunun altındaysa 210 bg güç ve 480 Nm tork üreten çift turbolu dizel motor yer alıyordu. Her iki versiyon da 8 ileri tork konvertörlü şanzımanla kombine edilmiş. Kağıt üzerinde oldukça güçlü ve torklu görünen dizel makine, gerçek hayatta yol arkadaşlarının azizliğine uğrayabiliyor. Tork konvertörlü şanzıman performanslı sürüşlerde sürücüyü geriden takip edebiliyor. 1697 kilogramlık ağırlığın da akselerasyona pek katkı yaptığı söylenemez. Fakat eğer bir GSi kullanıyorsanız otomobilin asıl kabiliyetinin düz yolda gazlamak yerine viraj dönmek olduğunu bilmelisiniz. Burada tork vektörleme özelliğine sahip adaptif 4 tekerlekten çekiş sisteminden biraz bahsetmem gerekiyor. Torkun %60’ını arka tekerleklere gönderebilen bu sistem, gerekli durumlarda ön ve arka tekerlekler haricinde sol ve sağ tekerleklere de güç dağılımı yapabiliyor.

Opel Flexride sürüş şasisi de standartlar arasında yerini alıyor ve bu şasi yardımıyla süspansiyon sertlik ayarı, sürüş modu ayarı, gaz pedalının tepki ayarı gibi parametreler ayarlanabiliyor. Ayrıca otomobilin ESP sisteminin tamamen kapanabildiğini de söylemeliyim. Günümüzde böyle araçlardan pek de fazla kalmadı. Flexride şasisinin sürüş ayarlarını yaptık, GSi’ımızın elektronik sistemlerini kapattık ve aracın sınırlarını zorlayabilecek kombine virajlara sahip bir parkur bulduk. Peki bizi neler bekliyor? Cevabını hemen vereyim; Yüzünüzde tatlı bir tebessüm ve direksiyonu tutan ellerinizde ufak terleme hissi. Akıllı dört tekerlekten çekiş sistemi, kaliteli şasisi ve 20 inçlik jantlar aracın limitlerini oldukça yukarıda tutuyor. Stabilite sistemi devre dışı kaldığında dahi aracı yoldan çıkarmanızın pek kolay olacağını sanmıyorum. Kafadan kayması için büyük uğraş verdiğim Insignia GSi, tam bu işi başardığımı sandığım anda gücü tekerlekler arasında dağıttı ve önden kayma neredeyse yaşanmadan araç virajları alt etti. Bu otomobilin tam olarak tadını çıkartmak istenildiğinde pistten başka gidilebilecek bir yer yok. Hızlı gitmekten çok hızlı dönmeyi odak noktası haline getiren Opel mühendisleri, gerçek benzin kafalılar için çok güzel bir alternatif üretmişe benziyor.

Ayarlanabilir süspansiyon sistemine sahip araç, hem konforu hem de sportif ruhu sunabiliyor. Normal ayarında tatlı-sert bir dinamik sunsa da spor moduna aldığınızda araç içinde sekmeler dahi yaşanabiliyor. Benim tavsiyem oldukça bozuk yolların bulunduğu ülkemizde pist haricinde normal moddayken gazlamak daha keyif verici olacaktır. Kimse çukurlarda aracının sekip dengesini bozmasını istemez. Brembo imzalı frenler de işini oldukça iyi yapıyor. Bunlar hakkında söylenebilecek olumsuz bir yan düşünemiyorum. Buna karşılık yüksek sürüş deneyimini baltalayan birkaç küçük pürüz var. Şanzıman bunlardan en büyüğü ve değiştirilemez olanı. Yukarıda da bahsettiğim gibi eğer siz hızlı gitmek istiyorsanız 8 ileri şanzımanın sizi geri çektiğini söylemek biraz ağır olabilir. Teşvik edip ileri fırlattığıysa söylenemez. Ayrıca bazı durumlarda keşke biraz daha çabuk hızlanabilseydim diye düşünebilirsiniz. Bunun çözümü benzinli versiyonla yapılabilir fakat bu kez de dizeldeki yakıt ekonomisini kaybetmiş olursunuz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir