İlk sürüş: Mercedes-Benz E Serisi

Mercedes-Benz yeni E serisiyle çıtayı hiç olmadığı kadar yükseğe çekiyor. 5 metrelik teknoloji üssünü Portekiz’de kullandık.

Mercedes beşinci nesil E serisi ile ne kadar övünse hakkıdır. Hatta, özellikle birkaç yüz kilometrelik bir birlikteliğim ardından, lüks otomotiv tarihine adını yazdırabilecek kadar iddialı bir otomobil olduğunu bile düşünüyorum. Yerine geçtiği otomobilden daha hafif, daha hızlı ve daha ekonomik olmasından öte beraberinde getirdiği teknolojiler sayesinde otomotiv ‘Nobel’ini yüzde yüz hakeden bir potansiyele sahip. Stuttgart, bu teknolojiler sayesinde belli koşullarda tamamen kendi kendine giden bir otomobili satışa çıkartıyor, çok ciddiyim. Yeni E serisi, Drive Pilot adını verdiği sistem sayesinde, öndeki araçla mesafeyi sıfırdan 210 km/s’ye kadar koruyor, öndeki araç durunca duruyor, tekrar hareket edince ilerliyor. Bunun yanında paketin içinde gelen Steering Pilot sayesinde sadece şerit asistanı görevini yapmıyor, şeritlerin görünmez ya da eksik olduğu yerlerde öndeki, çevredeki araç ve cisimleri algılayarak, hatta buna navigasyon ve GPS verilerini de dahil ederek 130 km/s’ye kadar direksiyon yön değiştirebilme kabiliyetini ekliyor. E serisinin önündeki radar sistemi de artık ısıya duyarlı. Böylece dış ısıya göre fren mesafesini ayarlayarak Distronic Plus sistemini aktif kullanabiliyor. Yine trafikte dur-kalklarda sürücünün fren ya da gaz pedalına ve kısmı olarak direksiyona ihtiyacı olmuyor. 30 saniyeye kadar olan süre boyunca stop-start sistemini de otomatik olarak devreye sokarak yoluna devam edebiliyor. Akıllı E serisi yol tabelalarına da duyarlı. Böylece otomobil sürekli olarak olması gereken hız limitlerinde seyahat edebiliyor. 120 km/s tabelasında hızlanıyor, şehir içine girerken 50 km/s tabelasında yavaşlıyor. Bununla da kalmıyor, şerit değiştirmelerde sadece geçeceğiniz yönde sinyal koluna 2 saniye bastığınızda, E serisi yan şeridi kontrol ediyor, müsaitse şerit değiştiriyor. Yani uzun lafın kısası Mercedes, E serisiyle kendi kendine gidebilen otomobili yola indiriyor. Tabi ki Mercedes, bir fiyasko olmaması için kendini garantiye alıp sürücüden 30 saniyelik bir süre içinde hiçbir tepki gelmediğinde, önce sürücüyü sesli ve görsel olarak iki kez uyarıyor ve hala direksiyona herhangi bir temas olmazsa Drive Pilot’ı devre dışı bırakarak dörtlü ikaz lambalarını yakarak otomobili güvenli bir şekilde durduruyor.Teknoloji yağmuru bununla kendi kendine park edebiliyor. Akıllı telefonunuzdaki uygulama sayesinde aracınızı uzaktan kumandalı olarak park etmeniz de mümkün. Dikey ya da paralel seçenekleri yanında önden ya da geri geri de park edebiliyorsunuz. Bu uygulamayla aynı zamanda otomobilinize bağlanarak tüm diagnostik verilere bakabildiğiniz gibi koltuk ısıtma-soğutma, klima çalıştırma gibi işlemleri de yapabiliyorsunuz. Peki cep telefonunuzu otomobil anahtarı olarak kullanmaya ne dersiniz? SIM kartınızın NFC özelliğini aktive edip telefonunuzu otomobilinize tanıtıyorsunuz ve kapı koluna 5 cm kadar yaklaştığınızda kapı kilitleri açılıyor ve sonrasında otomobili çalıştırıp devam edebiliyorsunuz.

Tüm gün boyunca 10 farklı istasyonda E serisiyle haşir neşir olduğumuz özelliklerin her birini anlatmaya kalksak derginin yarısını ayırmamız gerekir, bu nedenle biraz da teknik ve motor detaylarına göz atalım.

Yeni E serisinin kaputunun altını domine edecek motor da tamamen yenilenmiş bir ünite. E220d amblemine sahip E’de bulunan 2 litrelik yepyeni dört silindirli dizel motor, 194 bg ve 400 Nm’lik güç verisi dışında hibritleri kıskandıracak 3.9 lt/100 km’lik tüketim ve 102 g/km’lik emisyon değeri sunuyor (17 inç’lik lastikler ile). Yeni E serisinin boyu önceki nesle göre 43 mm uzayarak 4923 mm’ye, aks mesafesiyse 65 mm büyüyerek 2939 mm’ye ulaşmış. Bu değerler kabinin genişlemesini sağlarken kullanılan ultra dayanıklı çelik ve alüminyum ağırlıklı iskelet yapısı sayesinde önceki W212 kodlu karoserden 100 kg civarında daha hafif. Tabi ki bu duruma OM654 kodlu yeni alüminyum bloklu yeni motorun hafifliği de yardımcı oluyor. Tüm versiyonlarda 9 ileri otomatik şanzıman standart. 4-Matic düşünenlerin biraz beklemesi gerekiyor, çünkü şimdilik sadece 2 çeker versiyonlar satışa çıkıyor.

The new E-Class Press Test Drive, Lisbon 2016

Yepyeni dört silindir dizel

OM654 kodlu bu yeni dört silindirli dizel, Mercedes’in tüketim konusunda devrim yaratacak olan yeni motor ailesinin ilk üyesi. Yerine geçtiği motordan boyut anlamında da küçük olan (silindir araları 94 mm’den 90 mm’ye inmiş) motor, toplam hacmin 2 litrenin altına düşmesine rağmen 194 bg ile daha da güçlü. E serisi karoserinde, 17 inçlik jantlarla 100 km’de ortalama 3.9 lt tüketim değeri sunduğu iddia edilen bu ünitenin emisyon değeri de şaşırtıcı: 102 g/km.

Motorda tek turbo kullanılıyor, ancak değişken türbin geometrisi sayesinde her devir bandında aynı canlılığı gösterebiliyor. Silindir kapağı ve gövde komple alüminyumdan üretilmiş. Ayrıca bu motorla birlikte geliştirilen ve silindir yüzeyi ile çelik piston arasındaki sürtünmeyi minimize eden patentli Nanoslide kaplama da bu motorun en büyük silahlarından.

Türkiye’ye Nisan sonunda gelecek olan E serisi ailesinde E220d yanında 2 litre benzinli 184 bg’lik E200 ve 6 silindirli 3 litre 258 bg’lik dizel E350d listesine dahil olmuş olan E220d 285bin ile 295bin TL bandında yer alırken E200 için 219 bin, E350d içinse 443 bin 200 TL isteniyor. Avantgarde, Exclusive ve AMG ana paketleriyle gelecek E’ler arasında yukarıda saydığım teknolojik özellikler de eklenince 400 bin TL’lik bir E220d de satın almak mümkün. Yıl sonuna doğru E350e adı verilen 4 silindir benzinli ve elektrik motor kombinasyonundan oluşan bir versiyon daha aileye katılacak.

The new E-Class Press test drive; Lisbon 2016 / technical display

E serisinin süspansiyon sistemi de tamamen yenilenmiş. Standart olarak Agility Control yay-amortisör kombinasyonuyla geliyor. Ancak isteyenler eski spor süspansiyonun yerini alan 15 mm alçak olarak sunulan Dynamic Body Control süspansiyonla alabiliyor. Daha da iyisini isteyenler içinse Air Body Control adında dört köşesi de adaptif havalı süspansiyona sahip opsiyonu işaretleyebilirler. Bu sayede yeni E serisinin Dynamic Select paketinde yer alan sürüş modları olan Eco, Sport, Sport + ve Individual için süspansiyonlar sertleşip yumuşayabiliyor. Tabi ki hız ve yol koşullarında E serisi süspansiyon ayarlarını otomatik olarak kendi ayarlıyor.

Evet, Mercedes-Benz, C, S ve E serilerini birbirinin çok benzeri tasarlayarak ben dahil birçok kişinin tepkisini aldı, ancak çok önyargılı düşünmemek gerektiğini E serisinin kapısını açtığınızda net bir şekilde farkına varıyorsunuz. Bir S serisinden ne malzeme ne donanım ne de işçilik kaliteleriyle farkı olmadığını ilk bakışta gösteren otomobilin ezeli rakiplerini hiç olmadığı seviyede kara kara düşündürdüğüne eminim. S serisinde yer alan 12.3’er inç’lik iki HD ekran yanyana konulmuş iki iPad gibi otomobilin gösterge paneli ve bilgi ekranını oluşturuyor. Tabi ki bu iki ekran da birbirinden farklı içerik, animasyon ve renklerle kabini hiç olmadığı kadar keyifli kılıyor. Classic, Sport ve Progressive ana modlarla değişkenlik gösteren ekranları ayrıca kendi kullanımınıza göre kişiselleştirebiliyorsunuz. Bu ekranların kontrolü, yine bu segmentte ilk kez kullanılan dokunmatik direksiyon butonları ve orta konsoldaki el yazısını algılayabilen Touchpad’den yapılabiliyor. Ayrıca Linguatronic sistemi sayesinde neredeyse her işlemi ses komutlarıyla da gerçekleştirebiliyorsunuz. Mercedes-Benz’in yeni E serisinde de geleneğini bozmayarak bu ekranları dokunmatik yapmadığının altını çizmek lazım.

Tüm kabinde kullanılan, hatta gösterge paneli, birleşim yerleri, torpido kapağı ve kapı içleri gibi yerlerde de şerit halinde yer alan LED aydınlatmaların 64 farklı renk ile otomobilin atmosferini değiştirmesi de E serisinin eğlenceli yönlerinden biri. Eğlencenin dozajını artırmak isteyenler Burmester ses sistemi seçeneğini işaretleyerek otomobillerini her çalıştırdıklarında dönerek dışarı çıkan tweeter’ları seyredebilirler.

BURAK ERTEM / LIZBON

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir